Thursday, June 12, 2025

Artificial Idiocity

The scenery from up above, down under, side to side all across the globe, more than 90 percent of all the job postings is full of AI jargon and requirements. It is as if more than 90 percent of the entire job seekers had even one AI class or formal education on AI technology in their entire engineering curriculum unless perhaps you belong to a few who graduated in the last five years and if that. Even that requires professors who should have had AI in their phd studies which is only narrowly possible for a very narrow number of researchers given the short history of AI.

So how is it then possible for any good match making, finding many talents on a relatively very new field. I know it, people read a medium article, a few linkedin posts at best and declare that they are the AI experts, how convenient, how shockingly brilliant!

Worse and much shameful is that most of these postings are just posting it this way simply because they need to be seemed catching the frenzy that the entire world is hyping about. In truth, they are nothing but cheap knowledge that is sufficient to get with a google search. Find an existing model that seems more or less fitting and voila add a bit of  star dust and declare victory. It does not matter how accurate the results are or leave that to tweaking it by other cheap shot prompting techniques; a few days of google search and reading a few articles written by mostly learn as you go type bloggers with exceptions to a few deserved is enough of a totally bogus victory. Shamefully regrettable how we came to this brave(!) new world that praises fake-ness over novel originality that used to be only possible through hard work.

 I hate where the world is going. My mumbling is not about making life easier aspect of AI, but the notion that it looks down upon the intellectual creativity; say when AI art is taking over with its own mimicking of Leonardo’s Mona Lisa,  Rodin’s The Thinker, or even the Pink Floyd’s Dark Side of the Moon. It is shackling our intellect, decelerating our creative power, lazying our brains; no surprise there in that we can not even do anything without constantly and aimlessly checking on our phones, just to see who posted a better picture with yet another ‘artificial’ posing - 

Disgusting is what I think - Is there any hope that we could reduce overstating AI power in our lives, as we should ? I have no faith and don't put on this one either; bullshitters will keep on bullshitting just like Hegseth ;)

Sunday, March 23, 2025

HOPE

Washington, Franklin, Jefferson all three combined we had in one as the founder of a secular Turkey, Ataturk and the complete anti-thesis of these geniuses, a sworn enemy of humanism, secularism against all they have stood for is one islamo-fascist Erdogan playing his final acts. I thought he had killed our hope, but I feel a new spark of hope and it seems Turkish youth is finally taking up the responsibility of saving the republic whatever is left from the Erdogan’s 23 years of uncontested pillaging. 

However, I do not have any hope from the United States of America to support the ideals of great founders since for the administration (and not just Trump’s) US support is transactional and not ideological and even worse it is conditional upon the concessions they could secure - foreign policy is and has always been on the side of monarchs/dictators/kings until there is nothing left to redeem. 

Disgusting short sided foreign policies cost human suffering all around the world, caused wars by creating monsters in Iraq/Syria/Libya/Afganistan/South America etc. 

Against all odds we might prevail. Though it would take decades to fix the damages Erdogan and his cronies inflicted on every institutions of the republic from army to judiciary from education to health. Yet, there is hope.

Tuesday, August 27, 2024

Karbondioksit sit sit

Tamı tamına iki yüz elli kilo yani çeyrek ton. Buğday değil, et değil. Ne peki ?

Her saat bir kişinin uçakla giderken atmosfere umursamadan saldığı karbondioksit. Sadece bir saatlik bir kişinin dünyaya maliyeti aldığı ucuz uçak biletinden kat ve kat fazla.

Peki her gün kaç yolcu uçuşu var, en az yüz bin. Yani, minimum 50 kişi varsayarsak ortalama yolcu adedini, ve 4 saat ortalama seyir süresini, çok kaba ve iyimser bir tahminle  50x4x250x10e5 = 5 milyar kg karbondioksit eder, veya 5 milyon ton - peki 1.5 derece iklim sıcaklığının ortalama artışı için üst çita ne öngörülmüş: 400 milyar ton -

Yani eğer Somali'yi de merak ediyorum, Paris nasıl orayı da görmek lazım demeye devam ederseniz bu yüzbin uçuşla bu limit diğer sera etkisi yapan endüstriyel gazlarla 2030’a kadar bile zaman bırakmıyor.

Yani kanser değilim çok şükür, öleceğim süreyi bilmemek ne güzel deyip avunmayın, yatırım olsun ilerde değerlenir diye eldeki üçbeş kuruşu nasıl çoğaltırıza kafa yormayın çünkü bu gidişle bir on yıl daha bile zor gözüküyor.

Herkes mültecilerden dem vuruyor, öyle di mi bundan 30 yıl önce uçağa binmek ayrıcalıktı, bugün en çulsuz bile kolayca ülke değiştirebiliyor, Meksika'ya ordan hop New York, Washington, veya Türkiye’ye ordan hop Paris, Londra.

Bu kolaylık daha ne kötülükler yaptı ? Ucuz üretim yani köle çalıştırma düzeneği olan Çin diğer ülkelerin üretim faaliyelerini iflas ettirdi; çünkü malını uçağa koyup ucuza dünyanın öte tarafına postalayabiliyor.

Üretmeyi unutan toplumlar Çin’in olimpiyatlarda kazandığı madalyalara bakıp gıpta ediyorlar. Halbuki bu yükselişin mimarı biziz.

Uçak teknolojisi, seri üretimi hem iklimi mahvetti ve etmeye devam ediyor hem de bir yığın ekonomik bunalım ve yüksek enflasyonu tetikledi. Sadece o da değil, demografik değişiklikler,  mülteci akımları ve sosyal sorunları daha da berbatlaştırdı. Bir çok yerde tutucu çevrelerin kızgınlığını arttırdı, sağ tandanslı politikacılar ülkelerinde birinci parti olacak kadar oy devşirdiler.

Elle tutamadığımız gözle göremediğimiz hava civa nelere kadir bak gördün mü sen. Alt tarafı Karbondioksit deyip geçmeyeecesin, sit siter haberiniz olmaz, demedi demeyin.


Thursday, April 18, 2024

ANZAC DAY



Thousands of miles from home, seventeen, eighteen, nineteen year olds, what were they really thinking ? We can only speculate and guess - the official line is fight for your country and fall as martyr with no hesitation, but was it just that or the thoughts changed very rapidly ? 

By the time they were in the grime of sweat and mud mixed trenches under unbearable heat and stink of human waste, the fluttering feeling of excitement to be glorified in a foreign land must have turned into a nauseous state of shock - by the time they saw what a 10 gram lead could do, tearing nearby comrade's skull and obliterating the youth of the fallen who would never have known what the world had to offer, the shock must have turned into awakening to a blunt reality tilted more towards the odds of making the next day yet alone going back home on two attached legs. Squeezed between a seemingly flatenned tiny universe between half a meter wide trench walls and the bluest sky of the Aegean coast washed with the chilling breeze of the Dardanelles, we might have never known the true feelings of these unfortunate souls. 

Sides fighting viciously for survival to see the next sunrise, had very stark differences on apperances, languages and cultures. But none seemed to be a factor when the bayonets stroke and the steel punctured flesh, the earth has become the ground of creating commonality eliminating differences. It is as if as more blood of these souls sucked into the cracked earth, the more they had become brothers of the fate that brought them together. The definition of this type of brotherhood is not based on any tangible human attribute, its meaning could only be felt but not be told, where greed and pride has no meaning. The sacrifice can not be measured with such earthly commodities. They can not be hijacked by a politician in a fiery patriotic propaganda speech, no price is as high as a young man losing his dreams, his life, his being. 

They are lying in the bossom of the earth where the bluest Aegean sky saluting them for eternity as one united soul regardless of their origin, culture, skin, and language. 

- Lest we forget -


 


 

Sunday, February 25, 2024

Savaş

 “…Şeriat geliyor, belediye seçimleri bu yüzden çok önemli, bu seçimlerde akp’nin büyük şehirleri almasına izin veremeyiz; verin chp’ye…sonra düzeltiriz…”

Bir yerlerden yakın zamanlardan belki on defa yirmi yıldır tanıdık geldi mi ?

Hep aynı terane. Aynı beyinsizlerin bir çok defa yanlışı tekrar etme gibi bir özelliği var.

Şeriat 1938’den beri geliyor. Bu gerçekten hep korktun ve bilerek görmezden geldin. Ordun bitti, adaletin takunyalı, eğitimin tesbihli oldu; şarap kadehleri puslandı - istanbul Araplaştı. Türkiye bitti!

Ne zaman laikler şeriatla savaşmaya yeltendi, iç savaş olur diye bastırdın. Miting yapmadın, ama Yeni kapıda şakşak tutmaktan ellerin patladı. 

Bedenler parçalandı sokaklarda çöp oldu, hepimiz süpürüldük; Türkiye güme gitti, onlar çıktı tesettürlüye kurdela taktı. Tertemiz Uğurlar, Turanlar gitti, Osmanlının vıcık vıcık Vahidettini, Abdülü geldi. 

Davası olanlar kefenleriyle çıktılar yollarına biz ise onlara bu kefenlerini bir türlü giydiremedik; hep ödün verdin hep elhamdüllillah dedin küçük hesaplarla imama çihatcıya, ümmetçiye peşkeş çektin önce kendini ve partini sonra da memleketini. 

Beş yaşında Kuran kursuna giden ikiyüz bin çocuğa laikler haindir, onun için nefret duyun ve kalbinizi nefretle doldurun diyen köpeklerin dilini kesemedik.

Onlar halkın parasıyla saltanat hayatı yaşarken, sen ekmek parası bulamayanın arkandan gelmesini engelledin. Fişek yerine Takoz oldun. İç savaş çıkar aman geri durun miting yapamayız dedin, bu şartlarda yaşamak senin için hayatsa Türkiye’nin bittiğini göremeyecek kadar kör ve korkaksın.

Savaşmaktan hep kaçındın. Türkiye şeriatcıların, tarikatların mafyanın cirit attığı bir diğer Orta Doğu ülkesi oldu. Sen hala ayıkmadın ve hala chp’ye oy verin diye sayıklıyorsun. Sen hala İblisten seçimle kurtulacağını zannede dur şeriat bağıra bağıra geldi. 

Tek yol var o da savaşmak. İnanarak medet ummadan korkmadan İslamcılara karşı birebir savaşmak. Başka yol kalmadı.



Tuesday, August 29, 2023

Bilincli Aymazlik

Tesettürlü ile kısa eteklinin yan yana yürümesini öne çıkartma isteği acaba tesettürlülerin sayısının artmasından duyduğumuz korkudan mı ? Tesettürün zorunlu olacağı günün gerçek olma riskinin her geçen gün arttığı Türkiye'de korkmamak imkansız olmalı. Ancak bu korkuyu bastırma şekli sanki çok kötü bir durum yok gibi yanlış bir algı yaratarak kendini rahatlatmaya evrilince, sorunla uğraşmaktan da kaçınıyoruz. Sorunu yok gibi göstererek sorunların kendiliğinden çözüleceğine inanan milyonlar, aslında sorunun daha da vahim bir hal almasının belki de ana nedeni. Nasıl mı ?

Bu bilinçli veya bilinçsiz aymazlık,  yaşamımızı tehdit eden İslamla savaşma irademizi  yokediyor. İslamla yunmuş yıkanmış canavar ruhlu yaratıklarla en iyi şekilde savaşabilecek olanlar yerine sorunu görmezden gelenlerin iyimser miymintiliğıyla avunuyoruz.  Savaşmaktan kaçınan, gerçekleri görmezden gelenler yenilmeye mahkumdur.

Aynı Kemal Kılıçdaroğlu gibi.


Neredeyse Arabistan'a dönen İstanbul sokaklarındaki rezil görüntüyü görmezden gelip, tesettürlü ile kısa etekli yan yana yürüyor ve bunu ben sıklıkla görüyorum demek, eğer bilinçli bir şekilde diğer tarafın eline oynamak değilse en iyimser şekliyle kendi korkularını örtmek adına sorunun olmadığına inanmak ahmaklığı ile açıklanabilir.  Bu kafayla, zaten mahvolmuş Türkiye'nin geriye dönme şansı da ortadan kalkıyor. Kılıçdaroğlu eliyle verilen 40 vekil Türkiye Cumhuriyeti'nin en gerici meclisini yarattı. Bu meclis, en son kalan laiklik kırıntılarını da yokedecek ve Türkiye Osmanlı sürekasının fabrika ayarlarına dönecek. Mavi gözlü devin de tahmin ettiği gibi tüm kaleler zaptedildi ve süratle dinci ve şovenist Araptan bozma Osmanlılık, Türkiye ile eşdeğer oldu.





Saturday, January 14, 2023

#KafanHavaAlsın

 Kafan hava alsın!!!! Muhteşem bir lâf.

Bunlar, Ebu Süfyan ve oğlu Muaviye gibi kafa kesen vahşilerin varoş ve ezik dilberleri.

Çırılçıplak sözünü çok sever mesela bu beyni oksijensiz türban üstü rayban kadınımsıları.

Patates çoraplı ümmet artık Yves Saint Laurent markalı donlarıyla İslami orjiler düzenleyip enfiye, kok çekiyor.

Giydikleri apartuman topuklar sadece kısa boylarını uzatmıyor aynı zamanda da tesettür altından giydikleri tayt ve vondır bralardan taşan şişirtilmiş göğüsler ‘dava’larında bıçkınlıklarını daha da kamçılıyor.

Milletin uçkuruna o kadar kafayı takanın kafasında başka bir halt raksetmez, o kafalarda s’anal binbir fantazi fink atar.

Fes çıkacak, Şapka giyileceek, giy! N’oldu peki ? Secde gören alınlarına aman ecnebi frenk şapkası değmesin günah diye arasına tülbent giyenlerin bebeleri ve torunlarından ne bekliyorduk ki ?

Bu ülkede inanç özgürlüğü inançsızlığı çarmıha germekle özdeşleşmiştir. Tesettür giyen hakim ve sarıklı subay göreceğinizi hiç tahmin edebilir miydiniz ? 

Çocuk gelinler, hatta bebeklerin ırzına geçen islamcıları gördükten sonra oruç tutmayanın idam edildiği günü tahmin etmek neden imkansız olsun ?

İmam hatipliye şaka yapanı hapse atarlar, kafan hava alsın diyeni tutuklar, gerçekleri haber yapanı sansürler ve ceza verir, ekmeleddin’i yezide alternatif yapar, Madımak’ta insan yakanların avukatını altılı masaya alırsan sonunda şeriat da böyle gelir zaten.

Bu ülkede kadının adı yok, gayler ise hastalıklı, bu ülkede insan hakları bir masal. Şovenist ümmetin kursağını doyurur, çalışmayanı da taçlandırırsan o ülkede ‘adamlık’ mı kalır, satın alınan ‘kancık’ toplum laiklik elden gidiyora kılını dahi kıpırdatmaz. Adamın elinden belediye başkanlığını alırlar, kanıtsız kuyutsuz mühebbete çarptırırlar gıkınız dahi çıkmaz, çıkamaz.

Sonunda bir gün hepinizin götü öyle bir hava alır ki açık kafa, kapalı kafa hiç fark etmez İran'dan beter olursunuz.

En büyük çıfıt Arabın dinini ve sapıklıklarını öğrenmek istemeyen eziklik ve kurban edebiyatından beslenen cahil sürü beraberinde tepkisiz laikimsileri de alıp yerin dibine çekecek, bunu öngörmek için müneccim olmaya da gerek yok. Yeter ki kafanız biraz hava alsın.







Tuesday, December 6, 2022

İnsan nedir şimdi bildim

İnsanlığı, beden deliklerini nasıl kullandığına indirgeyenler, düşünce ve yaratıcılık yoksunu kitleler.

Düşünerek tasarlayıp yaratabilmek insana özgü.

Ancak insan kendini yaratani kendi gibi kurgulayacak kadar da akılsız olabiliyor, tanrılarını erkek olarak idrak etmek gibi. Belki de çoğunluk bu kolaylıkla 6 milyar yili düşünmektense, 6 gunde yaratildigina inanma uyuşukluğunu yeğliyor.

Mona Lisa’ya bakınca duyulan haz mı insanlığı hissetmek yoksa insanların uçkurlarını nasıl kullanmaları gerektiğine kafayı takan sikik kafalar mı ?

Düşüncenin yaratıcı ve itici gücünü kullanmayan mahlukatları insan olarak görmüyorum.

Newton’dan, DaVinci’den Turing’e kadar medeniyet gelişimine damga vurmuş nicelerini gay olduğu için çarmıha germiş olsaydık bugünkü matematik, sanat, bilim gibi insanlığı tanımlayan ögelerin hiçbirine sahip olamazdık. Çünkü medeniyet uçkurunu nasıl kullandığınla ilerlemiyor ve ilgilenmiyor, blakis aklı hep uçkurunda olan geri kalmış işid kafalı zavallılar için medeniyet bir canavar.

İnsanın kendi seks tercihini toplum problemi olarak adledenler aslında tatminsiz ve hastalıklı ruha sahip geri kafalılar.

Bu sikik kafaları daha çok Müslüman toplumlarda görüyoruz, ne tesadüf ki en düşük medeniyet seviyesi de onlarda, en çok tecavüz, sapıklık,  zülüm, yoksulluk, adaletsiz kayırma düzeni de onlarda. Çünkü medeniyet onları kendi sabit kalıplarından çıkmaya zorlayan bir düşman.

Esas sorunları medeniyetle, sanatla, bilimle. Çünkü bu türler düşünceyle üretmek yerine ‘ikre bismil rabbi’ uyuşukluğunu seçmiş üretmeyen, ilerlemeyen, eziklik kültürüyle ayakta duran koyun gibi güdülenler.

Dünyaya ve medeniyete köstek olmaktan başka hiç bir fonksiyonu olmayan ve sürekli tüketen bu sürü dünyada son ekmek kırıntısı kalana kadar sömürmeye devam edecek. Bu sikik kafalara toleransı öğütleyen çıkarcı bir zümre de var. Belki de en tehlikeli olan bu liboş goygoycu sınıfı. Onlar için Katar’ın petrolü, Suud’un doları insan hakkı ihlalleri ve caniliği görmezden gelmek için yeterlidir. 

Hiçbiri düşünceyle üreten İnsanlığın Medeniyetinde yaşamayı haketmiyor, keşke hiç olmasalar.



Friday, September 23, 2022

Elhamdülillah

Saçlarımızı kestik kadınlara desteğimizi gösteriyoruz, elhamdülillah.

Ilımlı İslam modeli dayatılıyor, elhamdülillah.

Atatürk devrimleri, aydınlanmanın ve cumhuriyetin torunuyum, elhamdülillah.

Vahidettin vatan hainidir, elhamdülillah.

Nasıl bir oxy-moron ve nasıl bir kafa bu.


Türkiye’de tırnak içinde aydın ve sol muhalefetin birlik beraberlik adı altında kesinlikle birleşmesi mümkün olmayan fay hatlarını görmezden gelerek bir şeylerin değişeceğini ummak gibi çok büyük bir yanılsaması var.

Yukarıdaki cümleleri en başından beri elhamdüllillah çatısı içersinde söylediğiniz sürece, eşcinselliğin yasaklandığı, kadın haklarının yerle yeksan görüldüğü bir Türkiye’nin İran’dan kötü olmaya gittiğini çaresizce seyredersiniz.

Takunyalı savcı, tesbihli yargıçlar daha nicelerini adaletsizce cezalandırır.

Öyle bir lidere bel bağlamışsınız ki, liderliğini başkalarının tasdiğine muhtaç görüyor ve bir diğer cihatçıyı utanmadan başkan adayı olarak dayatıyor, ve hala da tesettürlüye kurdela takmaya devam ediyor. Pes.

Tam tersi, bizim dünya görüşümüzde tesettürlüye yer yok, sıkma başa, hacı hocaya yer yok, asla da olmamalı. İslamla terse giden bir Türkiye, sadece insanlığını kaybetmiyor, bu coğrafyada herşeyin ırzına da geçiliyor, çünkü onlar bu dünyada günah olarak gördüklerini öte dünyada mükafat olarak adleden bir inanca körü körüne bağlılar. İçki içmek, fahişelik günah, öte taraftaki cennetinde mukafat olarak ise şarap ve oynaşacak kadın bol, he kafa ne kafa, ve milyarlar da buna inaniyor. Pes.

Bunlarla cepheden savaş vermeden Türkiye düze çıkamaz, elhamdüllilah(!).


Monday, August 15, 2022

Fuck'em all is my free speech

Are holy books free speech or hate speech ? Who is to judge ?

Not only these texts written by the flesh and bone, by many many uneducated, power hungry murderous people of the past are full of shit, but also the masses that it smudges over are almost impossible to move pass the minimum bar to be decent humans. It takes centuries to clean that smudge of shit with the soap of rational thought evolved using scientific understanding and intellect. In a free world, no-one should need religion. Religion is the source of all evil, hate and murder. Thirty year wars in Christianity dwindling the population in Europe by one third in the sixteenth century, bloody expansion of Islam massacring millions between sixth and tenth century, many Crusader wars between the two fucked up religions for perpetuity, and on-going conflicts of today's Middle East are all due to religion. It is the mother of all evil.

 The religions of Abraham, originating from the multi-theist Egypt to mono-theist Pharaohs,  Moses to Mohammed, are the primitive creations of men.  Say if it is not, if it was an alien or a big muscle intelligent creator with a white beard, who the fuck cares; at the end, we live and die like the smallest insect on this planet. This planet is the only heaven we will ever see and live, so instead of lifting fingers to the heavens after scoring a goal or coming to the finish line, how about sticking that finger up your ass. That might be a more convenient location for your success or failure for whichever you want to celebrate.

Enough about religion, and its evil acts. 

When the question is asked to the by-passers if the Jihadist Erdogan's regime is improving their lives, the answers you get are almost always dependent on how severely impacted each person is in his wallet, very rarely you'd bump into a person who complains about the awful degradation on free society, free speech and equal justice. Who is to judge right ?

Some says Erdogan is making people more deist - so that is good. But for these slimy masses godless-ness is bad. They do not know why but it must be bad to them. They do not know the shit decreed in their 'holy' books, and resist to learn or be taught, but somehow they claim moral superiority when you refuse to believe. What a joke and stupid bunch of creatures. 

Fuck'em all is my free speech as there is no hate bigger than their own gods and prophets; you can not censor that mother fuckers.




     




Saturday, June 4, 2022

Velyevmil ahiri ve bilkaderi

Hep avunan hep medet uman mı olacağız  ? 

Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu veya Mansur ikilisinden biri olmalıdır, o kaa. 

Öyle olursa ilk turda bu iş biter; tabi Anadolu Ajans’ına sandık sonucunu bırakmamak kaydıyla. Amma velakin Indra Gandi Ekmel için Kemal olursa sıçtık. İşin özü ve nal gibi gözümüze giren doğru ve eğri budur. Feriştahı gelse durum denişmez kardeşim.

Şahanşah Tayyibüttin ve şürekası öyle barışçıl sandıkla gider mi ? Çok beklersiniz. Bu alnı secde görmüşler, milletten kan almadan hiç bir yere gitmez. Eskiden en sonunda ordu var derdik, şimdi ordu da bu yezidilerin olduğuna göre sıkıyönetim ilan edip seçim sonuçlarını görmezden geleceklerini ve sonra da kendilerine yontacaklarından eminim. Bunu görmemek için ne olmak gerekir bilemiyorum,  koyun gibi hala suskun kalıp Kıliçdaroğlu’nun sığlığına biat etmiş olunduğunu gayet iyi gözlemleyebiliyorum. Akılcı olduğunu zannettiklerimizden bu gerçeği ıskaladıklarını görmek daha da üzücü.

Daha açık yazıyım: Kılıçdaroğlu’nun sessiz adaylığı goygoyuna ses çıkarmamak bence ölümcül bir yanlış, aynı Ekmel’e ses çıkarılmadığı dönemi yeni baştan yaşıyor gibiyiz. Yine aynı tepside sunulan açmaza mahkum bırakılıyor toplum. Halbuki, alternatif her zaman var. Onların ismi de belli. Artık sıkma baş first lady, polis, asker, hakim görmekten usanmadık mı ? 

Mansur’un da İmamoğlu'nun da eşleri çağdaş insanlar. Hiç tesettürlüden çağdaş olabilir mi ? Doğruya doğru diyemeyen zihniyet bunu yutar, ben değil, umarım artık bu çağdaşlığa aç ortam benim gibi ısrarcı olur.

Doğruya doğru, eğriye eğri, zenciye zenci, sığınmacı güruhuna dön geri diyemeyecek miyiz ?

Yıllardır Aptalı oynamaktan ve kaderimize boyun eğmekten bıkmadık mı ? Yoksa ahiri ve bil kaderi safsatasına bir kez daha mı teslim oluyoruz!




Wednesday, June 1, 2022

Slut (altyazı: Sürtük)


Sürtük: genellikle aşırı geçimsizler arasında veya sokak kavgalarında kızgınlığın en son patlama noktasında sarfedilen bir aşağılama sıfatı. Orda burda düşüp kalkan, pespaye, bazen orospu yerine de kullanılır. Ecnebi filmlerinde de sıkça rastlanan bir aşağılama şeklidir.

Sürtük pek ne olacağına kafa yormadan hareket eder. Yani yakıştıranın ithaf ettiği mana doğruysa sürtüğün böyle hareket etmesi gerekir.

Peki ima edildiği gibi bu bozuk ve rezil düzeni kabul etmek istemeyen biz ‘sürtükler’ in bu yakıştırmaya nasıl karşılık vermesi gerekir ? İşte esas konuşmamız gereken bize neden öyle dendiği değil, o kavgada bir sonraki hamlemiz ne olacak işte biz ‘sürtüklerin’ bunları konuşması lazım.

Plansızız, en büyük eksiğimiz de bu. Bilenen adam üç hamle ötesini düşünerek, olası farklı karşı hamlelerde ne yapması gerektiğini önceden düşünerek girdiği uğraşları kazanır. 

Telgraf üstünde günlerce uyumadan onlarca kahve ve sigarayla ayakta kalmak için insan üstü bir çabayla en küçük birimin dahi ne yapması gerektiğini planlayan adamdır sürtüklerin örnek alması gereken. Başka türlü şeriata karşı gelemezsiniz. Kafanızı dahi alır. 

Bir bakın sürtüklerin karşısındaki Taliban kafalı cihatcı kifayetsizlere: Ebu Bekir, Mevlüt, Nebati, Bekir, Sülü, El-tayyib, Ibraham, Fahirettin, vesaire.

Peki beri yanda bu milletin sürtüklerinin bel bağladıklarının en önünde durana (tıkayana) bir bakalım:
Bay Kemal Kılıçdaroğlu.

Adaletsizliklere kızdı adalet yürüyüşü yaptı. Bayağı sağlıklı bir yürüyüş süreci sonrasındaki hamleyi merakla bekledik. Üstünden yıllar geçti ama daha da kötüleşmiş adalet düzeni can yakmaya devam ederken o zamandan beri hiç bir hamle göremedik.

Elektrik faturasına kızdı faturasını ödemedi, elektriğini kestiler. Bekledik bu nereye varacak, bir sonraki hamlesi ne idi diye. Sonrasında değişen bir şey olmadı: millet sektirmeden artan elektrik faturalarını el-mecbur ödemeye devam ediyor.

Kaftancıoğlu’na verilen cezaya kızdı, tüm milletvekillerini İstanbul’a çağırdı. Bekledik sonraki hamlesini görmek için, yine fos çıktı. O ceza verilmeden bir gövde gösterisi yapmak aklından geçmiş midir - hiç zannetmiyorum.

Ansızın Sadat’ın önüne gitti. İfşa ettiğini bizim ‘sürtük’ kanallarımız ballandıra ballandıra anlattı. Sadat’a karşı sonraki hamlesini ben hala merakla bekliyorum. 

Yeni Kapıda şakşakçılık, tesettürlü bacıma rozet takmak, ve en berbatı ve kimsenin bir gün dahi orada görmeye tahammül etmemesi gereken Ekmel garabetini dayatmış Kılıçdaroğlu’nun karnesindeki kırıkları saymakla bitmez.

Bu plansız ve öngörüşsüzlüğe bel bağlamış biz ‘sürtükler’ 
aslında bir hayal ortamındayız. Hep denenmişle farklı bir sonuç beklemek aptallığı içindeyiz. 

Dirayetli bir liderle sayısal gücümüzü dirence dönüştürmeyi ve bu sultanlık rejimine dur diyebilecek planlı hamleleri yapabilecek niceleri varken yeter ki yıllardır önümüzü kesen o takozu bir kenara atabilecek sağduyuyu gösterebilelim. 

Maalesef biz sürtükler bu hayal dünyasından silkinmek zorundayız. Sizi gidi camide bira içen, tesettürlü bacıma pandik atan sürtükler sizi.





Thursday, September 2, 2021

10010001

Darwin’in “Origin of Species” kitabından alıntıları Dennet’in hafif filozofik ‘Bacteria from Bach to back’ kitabında okurken uzun zamandır farkettiğim ama bir türlü düşünsel olarak öteleyemediğim bir tez kafamda daha iyi belirginleşti. İnsanların bir kaç yüzyıl önceden beridir uzun ve bağlantılı cümlelerle kendilerini ifade ettiklerini görüyoruz. Fikri gerektiği  gibi niteleyip, okuyanı aynı his ve algı moduna sokmayı başaran bu eski yazılar, İkinci Dünya savaşı sonunda adeta yok oluyor, yerini hızla kısa cümlelere basit betimlemelere bırakan düşün yazıları,  kitaplar görüyoruz. Hatta bu kısa cümleler içinde seçilen bir kaç kelime algı için yeterli olarak görülüyor. Sound bite dediğimiz türden bir evrilme birçok şeyin otomatize olduğu günümüzde çok yanlış da karşılanmıyor, aksiyon için en kısa yol seçiliyor, belki eskisinden daha değerli bir zaman mefhumu var.  Düşünmeye zaman yok, otomatize olan beyinlerin fazla laga lugaya tahammülü de yok. Gazeteler ve internet sayfaları için biçilmiş kaftan,  hele de kendini reis zanneden politikacılar için muhteşem. Okumayı reddeden veya tererruatlı okumayı minimize eden, algıyı yeknesaklıyan, kelimeleri dahi kısaltarak düşünceleri daha basit kodlarla sadece textleşen nesiller var artık. Onlar mektup yazamıyor, ama konuşmaktan hızlı text yazıyorlar. Bir derinlik aranmıyor, hatta detaylı ve betimlemeli ifadeler afarozlanıyor, kısa iletişim teşfik ediliyor. 

Düşünceye ambargo koyan bu zihniyet byte’larla ölçüyor iletişimi; fazla yazarsan ceza az yazarsan mükafat. Bilgisayar çağının çocukları Darwin’in konuşma şeklini anlamayı burakın, ikinci birleşik cümleye kadar dahi dikkatlerini toplayamıyorlar. Kısa bilgiler, güdük anlama kapasitesi, güya maksimize edilmiş zaman.

Yine Darwin’e dönersek mevcudiyetini devam ettiren cinsler güçlü oldukları için değil ancak değişine ayak uydurdukları için hayatta kalabilirler. Öyleyse ben bu kalitesizliğe ayak uydurmak zorundayım yoksa neslim tükenecek gibi bir yaklaşım aslında Darwinist bir çıkarım. Thomas Jefferson’ın kullandığı anlatım dili yok artık. Çünkü ifade dilinde evrilme sıfır ve bire doğru gidiyor, sadece bu iki sayıyla kısa kısa kodlarla konuşup anlaşacağız, Sheakespeare gibi yazan biri olmadığı gibi ileride onu dahi okumak isteyen insan cinsi de yok olacak. Dil ve fikirlerin ifade edilmesi son 50 bin yıl içinde olagelmiş ve birbirini anlayan insanlar bu şekilde büyük medeniyetler kurabilmişler. Dil organı da evrimleşiyor, hersey gibi. Bu gittiği yolu ben hiç beğenmiyorum, ancak akıntıya karşı da kürek çekilemeyeceğini biliyorum.

İleride size ne olacağını söyleyebilirim. Veri dizileri tekrarlanma olasılığı yıksek kurallarla hayatlarımızı yönetecek. Mesela bir kart sizi ve yaptıklarınızı tanıtmaya yetecek; kahve aldıktan sonra ne yapacağınızı bilen algoritmalar size indirim kuponu yollayıp bir sonraki durakta sizi başka bir vendora yönlendirecek, ki bunlar bugün dahi oluyor.

Ben şahsen nesli tıkenmiş bir fil olarak kalmayı bu züppeliğe tercih ediyorum, en azından gittiği yere kadar direneceğim. 


Thursday, June 24, 2021

Sikeydas

 Cicadas ('Sikeydas')

Bunlar iki küçük iğne başını andıran kırmızı gözlü, geniş kanatlı ve iri etli gövdesi olan ve bir şekilde hayat hikayelerini dinleyince 'sevimli' olarak da görebileceğiniz böcekler.

Hayattaki tek amaçları aslında bizimkiyle aynı, tıpkı tüm varlıklar gibi bu döngüde hayatın itici gücü olan kendi nesillerinin devamı dürtüsüyle başı ve ucu belli iki kapılı handa kendi hayat hızlarıyla ilerleyip yeni nesiller yaratmak, kısacası cinslerinin bekaası için üremek.

Onyedi yıl boyunca toprağın yarım metre dibinde yaşıyorlar, sonra ne oluyorsa oluyor, gökten vahiy mi iniyor, veya kurban olduğum(!) yumurtaya can veren rabbim böyle mi buyuruyor bilinmez, onyedinci yılın ilk yaz günlerinde, yerin dibinden yukarıya doğru çıkmaya başlıyorlar, açtıkları küçük deliklerden kıdım kıdım, o ince ve kıvrık bacaklarıyla her gün bir arpa boyu yol gide gide en sonunda yeryüzüne çıkıyorlar. Sonrası daha da ilginç.

Metamorfoza uğruyor vücutları, tırtıl gibi bir zarın içinden kanatlanıp renk değiştiriyorlar, bambaşka bir canlı olup on yedi yıl yerlerde emeklemişken bir anda uçmaya başlıyorlar.



Olan bitene anlam veremeyen insancıkların arasında ağaçların gövdelerine tutunarak çiftleşmek için göğüsleri çatlarcasına bir bağırma yarışına giren bu böcekler adeta her ağacın altından geçene bir konser verircesine orjilerini kutluyorlar. Trilyonlarca sikeyda böceği yaşadıkları bu hızlı üç haftayı yüksek desibelli sevinç naralarıyla süsleyip, varlıklarını belli ediyorlar. Öyle ki, bu üç hafta boyunca, tüm bölge, sanki bitmek bilmeyen bu hoş circir sesleriyle çınlıyor. Kolay mı, dilek olay, sen on yedi yıl sırf o üç hafta için yerin dibinde zindan hayati yaşa ve sonra sadece üç hafta için eş bulma, seks yapma ve yumurtlama evrelerini ışık hızıyla tamamla ve bu dünyada başka yapacak bir şeyin kalmadığına kani olup ağaçlardan tekrar yere düş ve kurda kuşa yem ol.

İnanılmaz değil mi. Bu olay her onyedi yılda bir tekrarlanıyor, ve genellikle Amerika'nın kuzey doğusunda, Virjinya bölgesinde tezahür ediyor.

Bir de bu böcek sikeydaların metamorfaza uğramış insan kılığında halleri var. Onları şöyle ifade edelim; onlar davalarında hırsızlık da yapsalar, ırza geçip, milletin amina da koysalar, dava adamıdırlar. Onlar daha basit tanımıyla davaları adına her yol mübah zihniyetindeki lağım fareleridir (yine lağım farelerini tenzih ederim). Onlar sikeydaların metamorfaza uğramış halleridir.

Kendi kuytularında ve varoşlarında yıllar boyu imamın ezanıyla bilenmiş, ezik ve cahil ruhlarını tatmin için, para için, her türlü rezilliği yapmaya hazır ve nazır, ilimi, bilgiyi, adaleti, hukuğu, bir çöl bedevisinin kitabına indirgemiş, ve bu kandırmacayla ruhlarını aklayabileceklerini kendilerine inandırmış, buna da dava demişleri dünyada hiç bir böcekle, hayvanla kıyaslamak dahi o böcekler ve hayvanlar için alçaltıcı olur.

Ne yazık ki, bu cinsler de kendi bekaaları için ürüyorlar, hem de tavşanlardan bile hızlı, dört, beş, altı çocuk yaparak. Kafalar yıkanıyor, Kuran kursu, tarikat, Reis vesaire derken ortaya karışık üstüne de hilalı amber ay yıldız oluyor sana ümmetçi, başı kapalı, ruhu bozuk, şeriatçı, hırsız, kayırıcı, kokuşmuş dava adamı. Davaya hizmet edenler bal tutup barnaklarını yaladılar yıllar boyu, kim itiraz ettiyse, onu zindana attılar, terörist dediler, din düşmanı dediler. Peki bizler ne poh yedik.

Affedersiniz biz aynen de pohu yedik. Hala da sus pus oturuyoruz, bizim on yedinci senemiz ne zaman gelecek  Allahım ? Duy bizi sayın Ramses, ilahi adalet ne zaman vuku bulacak ? Bize de azıcık bah n'olur yumurtaya can veren Rabbim(!).

Biz ne zaman o üstümüzdeki zarı atıp, isyan edeceğiz - gerçek davanın çıkar ilişkisi olmadığını, serbest düşünce ve fikir özgürlüğünün ortak idealler olduğunu ne zaman idrak edip bunu kendi davamız yapacağız ?

Ne zaman miting yapacağız ?

Ne zaman boykot edeceğiz ?

Ne zaman grev yapacağız ?

Ne zaman muhalefeti degistirecegiz ?

Ne zaman yetti gali diyeceğiz ?

Ne zaman her konudaki eksikliğimizi şovenizmle ve ezik kibirle yamalamaktan kurtulacağız ?

Onlarin davalarının bileşenleri, hırs, para ve boktur.

Bizim davamızın bir tek bileşni var, o da akılcı ve dinden bağımsız serbest fikir özgürlüğüdür.

Sadece bu paydada birleşelim, birlikte naralar atıp desibel seviyemizi yükseltelim, gerçek dava neymiş, kefen giydirmek neymiş, savunmasız masumları kalleşçe kurşunlamak neymiş, 46 yerinden çocukları önünde bıçaklanarak öldürülmek neymiş, hacının kucaguna oturtulmak neymiş, kadin haklari neymis, kusara bakmak neymiş, köprüde savunmasız tertemiz çocukların boynunu vurmak neymiş, bunları o dava adamı müsvettelerine gösterelim.

Nasıl mı ?

Miting yapacağız.

Boykot edeceğiz.

Grev yapacağız.

Muhalefet partisini degistirecegiz.

Özetle savaşacağız. Yoksa kimse bunu bize gümüş tepside sunmayacak, sunmak istedi mavi gözlü bir dev, ancak bu davaları kazanmak hazırlop olmuyor, toplumlar kendi içlerinde metamorfozu gerçekleştirmek zorundalar, zoraki olmuyor. Eğer olamıyorsa ki buna Türkiye'nin ümmetçi zihniyetine karşı olanlar karar verecekler, aksi takdirde yaşanacakları düşünmek dahi istemiyorum. Aslinda hali hazırda olmuş olanlar bile yenilir yutulur değil, savaşmazsak olacaklar ise en çok kağıt üstünde fiilen yaşananın tasdiki olacaktır. Yani fiilen yarı İslami dürtülerle yönetilmeye başlandık, daha ilerisi aleniyata dökülmüş olabilir, yani Türkiye İslam Cumhuriyeti tasdik edilir, tüm Cihana da öyle duyurulur ki buna da kimse şaşırmaz. 

Bir dahaki onyedi yilda gorusmek uzere elvada Sikeydalar.





Wednesday, May 26, 2021

Gangster ve Boykot

Binlerce yazılacak şey var ama siz biliyorsunuz, onun için tekrara gerek yok yazmayacağım.

Gangsterlerin  ifşasına gerek yok, biz çok iyi biliyoruz ve alışığız da aslında, nelere mi alışığız?

Tıpış tıpış oy vermeye.

Ninniler dinlemeye,

Uhuletle ve suhuletle yavaş yavaş kavrulmaya,

Ekmellere,

Zevzeklik etmeyin lan diyen 'Bay'lara,

Turan'ı getireceğini iddia eden ütopyanın Arab'ın yallelisi Osmanlı'nın hilafet saltanatı'na hizmet ve köpeklik etmesine,

Aşağıdakileri duymaya:

"BBC Türkçe terörist bir yayın organıdır."

"Ergenekon'nun savcısı ve takipçisi olacağım"

"Dolar, Euro 10 lira, hep dış güçler, hep Feto, hepsi onların yüzünden"

"Cumhuriyet gazetesi terör örgütüdür"

"Lezbiyen ve homoseksüeller hastadır, sapkınlıktır."

"Linç edilmeye kalkışılan siyasiler daha bu iyi gününüz, böyle ucuz kurtulamıyacaksınız"

"Piç kemalistler"

"Gezi vandalları, teröristler"

Bütün bunları duymaya maalesef alışığız.

Bir şeylerin değişmesini hiç birşeyi değiştirmeden bekleyip afaki medet ummaya alışığız.

"Don Kişot" musun ? "Klavye kahramanı" sen ne yapabilirsin ki ?

Gerçekleri yılmadan söylediğimiz için, CMK 26'dan halkı düşmanlığa itmek ve dini ve milli hisleri aşağılamakla suçlanmaya alışığız, gerçekleri söyleyip düzeltmek için azimli ve ilkeli olunca terörist denilmesine alışığız.

Duymaya alışığız, da söylemekten usanmaya hiç mi hiç alışık değilim:

Ne mi yapılmalı, alışık olmadıklarınızla başlayalım:

-Tıpış tıpış oy vermeyin.

-Muhalefet liderini değiştirin, baskı yapın, Yanardağıyla, Saymazıyla, Özdiliyle, hep bir ağızdan

-Değiştirin ki ümidiniz olsun, hiç bir şeyi değiştirmeden farklı sonuçlar umduğunuzun farkında değil misiniz ?

-Boykot yapmakla başlamak lazım.

-Boğaziçi Üniversite'sine kayyumu beğenmiyorsun polis baskısından protesto dahi edemiyorsun - öyleyse öğrenci, ve öğretim üyeleri boykot edecek okulu.

-Yaşamı boykot edecek bu gidişatı değiştirmek için kalbi yanan, kahrolanlar.

-Şoför yolu boykot edecek, hayatı durduracak, kontak kapayacak,

-Avukatlar boykot edecek, öğretmenler boykot edecek, işçiler boykot edcek, greve gidecek bu kokuşmuş düzenin devam etmemesi için topyekün boykot edilecek.

-Pudra şekeri yiyene para kazandırmaktansa bir ay aç yaşayacak gerekirse.

Bir kıvılcıma bakar.

Türk milleti hiç kimse kusura bakmasın, bana dokunmayan yılan bin yaşasını sever; kendi cebini ilkelerden önce düşünür, çünkü frengin şapkasını giyince beyinleri değişmemiş, sadece 'miş' gibi olmuş,  100 yıllık kandırmacanın ceremesi anca şimdi çıkıyor, bir ileri iki geri ite kaka, 10 yılda bir ihtilallerle bugünlere gelinildi.

Türkiye tekrar 'fabrika ayarı' dedikleri her aile başına düşen bir nokta ikibuçuk kitap sayisiyla (birisi Kuran) varoş kültürünün egemen olduğu düşük eğitim istatistiğine ve kulluk statusune geri getirildi; bugun bir bakan kullugunu ve saltanatin tebasi oldugunu gururla ilan etti mesela.

Türkiye son 100 yılın en kötü dönemini yaşıyor, çöküş her yerde, her alanda, ve işin kötüsü biz bu realiteyle yaşamaya alıştık.

Bir defa CeHePe ezberinin bozulması şart, yukarıda söyledik. Umut olmak için 'onların' da degişmesi şart.

Boykot şart.

Boykot şart.






Thursday, March 18, 2021

Religious bigotry is worse virus than Covid-19 in Turkey

Turkey has become a country where you would be detained and prosecuted for a simple caricature on your twitter post. This particular caricature is actually a great example of reflecting one's freedom of expression on religious bigotry portrayed as a virus infecting the brains.  Posting this on your social media is enough of a crime in Turkey to be tried for facing up to 3 years in jail time. State prosecutors from more than one province, appealed to the courts for charging the poster on the basis of insulting religious Islamic values of the public and creating animosity in the society, which is considered to be a terrorist act. The courts accepted the prosecutors' appeal and opened the trial against the person sharing this post. He is not the only one, there are thousands of people in Turkey, tried, charged and faced punishment for alleged crimes that are much much softer than this (as if this is ever a crime in a civilized world). You can not take part in any protests against Erdogan's government. If you object to Erdogan or his cronies, his paid mouthpieces portray you as a traitor, and unpatriotic on their slimy newspaper columns, and mafia-sponsored tv screens, and as a final act, his appointed judiciary along with the increasingly heavy handed police force comes to destroy your life by torturing and  subjecting you to the most ridiculous charges at the courts. 

In the last five years Turkey consistently surpassed China on the number of jailed journalists. Erdogan  along with his fascist coalition party leader Bahceli are replacing elected municipalities in South Eastern provinces and abdicating elected parliamentarians from their duties. Their combined numbers in the latest polls were in a downward trend tanking around 35% (which is still a lot) and for them to be continuing in their reigning power in the next decade so that they could complete the transformation of once a pseudo secular nation to another Islamic republic in the Middle East, the only way is to topple the Kurdish party with a huge 11% electoral power.  They will succeed to abolish the Kurdish party and for the upcoming elections in 2023, they will play into the hands of populist Turkish masses on patriotism and fight against the separatist Kurdish guerrillas. Make no mistake, they will never refrain exercising extreme measures to hold onto power. They have proved that in the latest staged travesty in the supposed-putsch attempt of July 15 which they have comfortably used it to their advantage (planned) to quash any opposing democratic institutions,  jailed tens of thousands including  opposition from secular circles, and closed the guardians of secularism, the West Point equivalent military colleges and high schools, completely subjugated all power to one man by changing the parliamentary system to a one man dictatorship. 



Wednesday, July 15, 2020

AH ŞU KAŞINTI

AH ŞU KAŞINTI - Yezid'in vücudu ikizkenar üçgen, omuzlar dar, kaide büyük. Kareli zevksiz ceketi de aşağı doğru bolarırcasına kesim verilince tam armut gibi askıya asılmış ibret ki ibret bir görüntü oluşturuyor. Ama gözlükleri takınca ajan james bond gibi allahıma. O ne karizma arkadaş, bir dudağı yerde bir dudağı gökte, parmakları da uzun ve iri keratanın. Birisi eli büyük olanın şeyi de büyük olur demişti, ama büyük olsa ne olur kullanmayı bilemedikten sonra gardaş. Hem sonra kullansan ne yazar, karşı tarafında teletübbiyiz şeklinde bir garabet karşısında ne kuş öter ne horoz.

AH ŞU KAŞINTI - Velhasıl kelam bilir miydiniz, başka kimin vücudu böyle armud gibidir ? Senelerden bin fucking beş yüz yıl İsa daha henüz Allah tarafından ana karnına zerkedilmeden önce idi pek pek eski Mısır'da politeist yanıcıme söyleyim, çoklu tanrı modası varıdı, her bi bokun tanrısı var idi. Taa ki nam-ı diyer Firavun 5. Amentofis gelene kadder. Amentofis dedi ki benim babam her şeyin tek yaratanıdır, ben de onun buradaki imajıyım, bu böyle biline. Fermanları halka okunurdu, tek tanrı olan Aten dönemi başladı, her fermanın altına da Amentofis'in kısaltılmış imzası kondu; 'Amen'. Buraya nerden geldik kardeşim, şöyle geldik ki bu zatın vücudu da böyle armut misali idi, aslında bir genetik bozukluktan mütevellit ve müterekik, bu vücudu gören aha bu uzaydan diyor Amentofis de kendi yalanına kendini inandırıyordu. En azili Aten rahibi olacak çocuk o zamanlar güccuk çok güccuk idi, ismisi de Musa! Vay canına sayın seyirciler, Yahudiliğin ve Hıristiyanlığın, essahi nereden geliiymiş ? Bilmek ilazım.

AH ŞU KAŞINTI - Ebu Bin Varak, gözü beyaz kataraktlı  o zamanın sayılı Tevrat okumuşlarından, tutmuş deve tüccarı Muho'yu dul kalmış kuzenine almış - Muho dağa çıkıp gelince varrak demiş bana biseycikler oliy, okuma bilmem ama fısıltılar duyuyorum, galibe ben keçileri kaçırıyorum - Varrak la oğlum deli deli konuşma o sana Ay'dan gelen büyük taşın patronu yani Allah'ın bir lütfü, sen peygambersin, al sana ilk ayetler ben kaleme aldım, bunları ezberle - böyyle böyle oku dur cematın içinde dimiş. Muho ölmüş mü sana Arapların peygamberi onların neyi eksikik - o gün bu gündür kaşıntı kudurdu gardaş. Yedi yüz elli senesine gelinmiş, Eyübittinler İstanbul'u yani Konstantiopolis'i  dört kez muhasara aaltına almışlar, ah bi geçebilseler münafıklara Muho kimmış gösterecekler, ama olmuyor arkadaş. Her defasında bilemedikleri Rum ateşi yakıp yıkıyor merdivenleri tepetaklak surlardan kalelerden geri düşüp ölüyorlar. Eyüb Cami işte o yedi yüzlü yıllarda ölen halifenin yeğenine atfen yedi yüzyıl daha sonra dikilmiş. Şimdi bet tonla her gün beş vakit hoparlöründen bir dallama çıkıp Arapça ezan okuyor. Salak millet de anlamadan domala domala bir yatıp bir kalkıyor. Dünya'nın yaşı kaç diye sorsan bi haber ama tüm kainatı Muho ve sahabi yaratmış diye düşünmeden ölecek bir Türkiye - Götüm olmuşsun Türkiye, götüm, ki o bile daha güzel kaldı.

AH ŞU KAŞINTI - Şeytan ayetleri yazarı Salman hala korumayla dolaşa dursun, onun kitabını yazıp yayınlamak insanlık hizmetidir, yasaklayana inat bunu yapacam diyen Aziz Nesin öleli çok yıllar geçti. Özgürlükleri ve kişi özgürlüğünü severdi şimdi bizi sevmesin, yanına gideriz hemenden mazaallah ki nerede yattığı bile muamma, malum ölü sevici müslümanlar gelip katleder mezarını deyu saklı kaldı. Oğlucuğu, kaba sakal Nesin, bugünlerde kuazimodo beyni müşmula olmuş Perinçek'le uğraşa dursun, Nesin'in lafına bu günlerde itiraz eden çok, yüzde altmış demişti, Türkiye'deki beyinsizlerin oranına. Şimdi herkes görüyor ki durum çok çok daha vahim, En kabız, en ödün, en mal kim, Reis'in götünün kılıyım demesi yeterli. Güreşçi Vakıf bankasının yönetim masasında apus araları terleyerek oturmaktan binlerce dolar tirtiklasın, Hayvan terbiyecisi Tübitak'ta fasulyeye söylenen dua için yılın projesi ödülünü versin. Götüm olmuşsun Türkiye, götüm, ki o bile daha güzel kaldı.

AH ŞU KAŞINTI - Böyle diyordu, Marat. Kaşıntı bastı milleti arkadaş, kanamalı kongo kırıp geçirdi anadolu'yu da yine de ellerini kıramadı bu halkın gidip gidip bu armuta yıllardır oy atıp dururlar. Kaşıntı artarak derimizi kanattı ama dur daha yeter ki rencide etmeyin tesettürlü bacımı, deri kıyafetli fitne fücurlar sizi, din düşmanı ırz düşmanları, ne istediniz lan cami'de bira şişeleri falan, tez vurun boynunu. Ha oğlan kız, yaş dokuz farketmez dalın Z kuşağının dibine darı suyu ekin, ağaç yaşken eğilir, eğin dedi Armut milli eğitim müfredatı oldu mu sana Kuran tefsirleri, yer min yemen mi. Sen misin Ayasofiya'yı müze yapan, benim Kut-ül Amar'da şehit olmuş Kürt, Arap vatandaşıma yazık, yazzik kardeşim, İdlib'de namaz kılamadık amma Ayasofiya'da kılarız - o hıristiyan hoşiklere nispet kılarız hemi de domala domala, osura osura. Sen çok yaşa Sakalına tükürdüğümün Nurettin Paşası, elhamdüllihlah.

AH ŞU KAŞINTI!

Saturday, July 11, 2020

RED SKINS


This is the extent of how our fake-moral world came down to.

You normally give a name to an organization to carry and wave its flag with pride.

Nobody calls himself with a name to bring insult unto himself unless he is totally insane.

You give a name to yourself for distinction and pride.

Suggesting a name change is the most absurd thing since nobody carries a name for the purpose of implying a racist insult onto themselves as fans carry its flag with distinction and pride.

Indeed, when I hear red-skins, it arises a warrior sense in me, not a slur or racist connotation - this is how most people and most of its fans feel like too.

Bulldozing everything based on a knee jerk moral superiority reaction is unfortunately becoming a norm.

You are not allowed to argue in this smug society.

If you resist adjusting your tune, your voice is condemned even before you are given a chance to be heard.

The moral superiority argument is self destructive since if there were any superiority, it is certainly referential to whoever is claiming it. It can not be universal as the concept itself does not exist, in fact, it is only used to fit into only one's point of view. Most monarchs and dictators used their own definition of moral superiority merely to benefit from it. Let's see if the name 'black panthers' is a racist and a derogatory term. The same people accusing a football team that have been known as red skins for many years to be racist would probably not want to categorize 'black panthers' name as racist. Why the double standards ?  Shouldn't morality be universal and uniform ?

No. According to these change proponents, Bernie should be pushed aside because he was for comprehensive change, not the kinda change they protested for. They do not want  to go beyond layers and causes of why many blacks are incarcerated disproportionately in this infinitely consumist capitalist America. As Darwin once said:

"Great is our sin, since poverty and the misery of men is caused by our institutions not by nature."

Are there racist cops ? Yes.
Is that the main reason why blacks are jailed in huge numbers ?
The sad answer is No.

Is there innate racism in some individuals that also exists in the government and in policy makers ? Definitely yes.
Is Red-Skin name of a football club racist ?
Absolutely Not.

And you do not need a prophecy to foresee what is on the horizon if next is suggesting Samsung to change its latest TV model name from 'OLED deep black' to anything but red and black in it ?

This is the absurdity of the proposition. And many are advocating for it since most people are sheep and herd mentality is still prevalent even in the most 'civilized' nations.



Monday, June 8, 2020

TESETTÜRLÜ DİKTAROTLAR ve UÇKUR MUHAFIZLARI


Ali Erbaş: homosexual'i toplumdan uzaklaştırın, pisliktir, dinen kabul edilemez, hastalıktır.

Meral Abla çıkıyor, dinimiz böyledir, bunu eleştirmek kabul edilemez, münafıktır, diyor.

Barolar çıkıyor, haklı olarak eleştiriyor, tabipler eleştiriyor, insan hakkı savunucuları eleştiriyor, kafası biraz çalışanlar eleştiriyor, Ali Erbaş'ı mahkemeye veriyorlar.

Ankara Cumhuriyet Savcılığı ne yapıyor, Ali Erbaş'ı kayırıp tam tersi, eleştirenin hakkında tahkikat açıyor, gazeteciyi içeri atıyor. Hedef göstereni değil, cinsel tercihi bunların üçkuruna uymayanları hizzaya getirmeye çalışıyor.

Muhalefeti de basındaki sarıklı takunyalı erkanı da son derece ilkel ve bağnaz insanlar. Özgürlük, kişi hakları, demokrasi, adalet vesaire hiçbirinden nemalanmamış bu insanlar topluluğunun ortak bileşeni nedir bilir misiniz ?

Ismini Modern ve demokratik Kadınlar Derneği koymus tam bir oxy-moron,  tesettürlülerin kurdugu dernek, memlekette kadın cinayetlerine karşı çıkan sesleri bastırmak için, biz adamlarimizin sapkınlıklarını seviyoruz, bizim için erkegin gerisinde durmak,  dövülüp, hakir görülmek dinimizin öngörüsüdür diyecek kadar kafalari yikanmis kara cahiller ordusu.

İşte bu aşağılık kitle, gemi azıya almış vaziyette.

Neden ? Çünkü Muhalefet içler acısı, millet gikini çıkartamıyor - tek tek yakaladıklarını inim inim inletiyor Yezid'in polisi, savcısı, hakimi.

Yezid tam bir diktatör.

Atatürk'ün evini korumakla uğraşan kitlenin Atatürk'ün kurduğu sözüm ona da olsa laik Cumhuriyet'inin yerinde yeller estiğinin farkında dahi değiller.

Öyle ki milletvekillerini zindanlayan, seçilmiş belediyeleri gasp eden ve müthiş bir pişkinlikle bunun hala demoktratik ve hukuk kurallarına uyduğunu sayıklayan embesiller Türkiye'ye şeriatın yeşil bayrağını çektiler. Püskül'ü ay-yıldızı gölgeliyor. Zaten hep o yeşil püskül yildizin üstündeydi.

Yillar boyu, bazı yetişmiş beyinler olarak bunun aksinin doğru olduğuna inanmak istedik.

Ama Türkler, Arabın dinini yüzyıllardır savunmuş, savaşarak yaymış bir kavim. Yani bu kavmin Ali Erbaş'ın söylediklerinin ne kadar sapıkça olduğunu anlaması imkansız, çünkü bizatı bu kavim İslamla yunmuş yıkanmış, beyinleri uyusturulmus bir kabile milleti.

Biz bambaşka bir Türkiye hayaline inandık. Bize bunu inandıran insani sayıklayarak yüzyıl geçti, ama üstüne taş koyamadığımız gibi, o hayal tamamen söndürüldü. Kimler tarafından. O devşiremediğimiz Türk milleti tarafından çoğunluk olarak bizi ezdiler.

Yok kardeşim kalmadı o hayalinizdeki Türkiye, rafta dahi değil artık, yerinde yeller esiyor.



Friday, June 5, 2020

George and Bernie


Mr. Floyd could have been earning millions of dollars in NFL some twenty years ago, but instead he dropped out of college and plunged into poverty. Was there not enough will power for him to excel in sports ?  or if he had lost ability to have the competitive edge in sports, could he not have worked hard enough to finish college having spent the first three years in the university ?  Many questions with mixed answers. When he was young, he was big and talented and was given the opportunity to attend a good university. He most likely have hoped to short-cut his way to a comfy life style, as he probably dreamed of riding hot shot sports cars and smelling expensive french perfumes just like many young people who hope to move up in the society without hard work. They think easy catapulting to this higher status does not necessarily require hard work, or that is exactly the fake and false vision  purposefully reflected by the vicious consumption based capitalist society. Everything is artificial. Noses, boobs, resumes, faces, feelings. We are all interested in how we say things not what we say or read. The problem is we don't read. We like to act on sound bites. Let's not be mistaken, the culture and false aurora made him fall victim to this world and exactly the reason what pushed him into the misery and poverty ended up serving time in prison for five years on an armed robbery charge.

It was not racial, but it was the neglect to the reality on his part obscured by the pop-culture norms more prevalent in the suburbs and the diverse communities. Our society is not built on a social base. It is considered fair to press over the shoulders of people to rise up. Look at how the folks these days raise their kids in high schools, like race horses to be the best in every part, and to be the winner no matter how you get there. It is the competitive world that cultivates a mind set to be the most vicious. Those are the creatures on steroids and the Floyd alike are hoping to get there with minimal work. That is the sad reality for the many who can not break their habitual understanding of the real world that requires determination and discipline and hard work. When you do not have the broader world view, you start thinking to make money by getting away in easy way as if there is any, doing things that are not so much in line with the law, like counterfeiting, like stealing, like robbery, like selling drugs, etc. Pretending that problems do not exist is living in a bubble, eventually ending up clouding one's judgment in taking actions.

After a wrong action is taken, a racist cop whose resume is full of prior complaints and misconduct not just towards blacks but towards all colors, and  still allowed to stay in the police force goes for the jugular, literally, and muting himself to the cries of poor George. George dies. Sick cop most likely will spend decades in the prison. What does America do ? Says enough is enough, gets out and screams, puts all the blame on racism, puts the incarceration rate on blacks as if it was totally due to racist cops putting blacks away. They blame Trump, forgetting the most killed blacks by police brutality was during the presidency of Obama, forgetting the bail-out of mortgage crisis and wall street. As if those were not the problems perpetuating to the likes of George to perish into poverty, but the Trump's provoking tweets. His tweets can not be defended, but he is not the reason, he is the product. Polished and packaged right for the Middle of America resenting diversity to embrace. He is nothing but a product of a shark tank culture thirsty for self flattery and Instagram likes.

His opponent, a demented old fellow who mixes words in constructing sentences lately, did not flinch to go to war in Iraq fifteen years ago. But he is washed clean - as long as he takes a knee. This is how we came to this stage. If you criticize the looters and smashing thugs during the protests, your tone is flagged as being racist, they don't flinch to paint you as being Ku-Klux-Klan. They can blame or imply the shop owner's helper as racist who does not look anywhere close to a racist person - he is most likely from Middle East and fed up being humiliated by his boss on accepting fake counterfeits. Whatever is the reason, racism is not the main reason. It is the excuse.

When Bernie was crying out loud for a better social norm in the society, he was pushed aside by the same crowd who coincidentally screams their lungs out on the streets as "Hands up don't shoot". How about "Hands up" to support Bernie, or his reforms, that would attack to the core of the crimes, the humane living standards that George and Mike deserved but never got to. Everybody deserves to go to college without having to face with dire financial hardship, everybody deserves to get a decent health care, everybody but not Americans. You give up on these, and latch on a guy who would not even seek evidence to go on a war that costed hundreds of thousands of lives and by the way many of whom were poor black soldiers.

But who gives a shit, it is the norm in this Facebook world to be a 'virtue signaler'. You take a knee and elect the same old same old politicians who never consider change because they are afraid. Racism, like many other pressing issues will never be addressed in this country since there is reluctance in the society to stay viciously capitalistic even though it always pushes people into more poverty, and  more crime.

Yes racism is linked with the regime change wars, yes it is linked with corporate pampering by our government, financials giants bedding with politicians, yes it is related to pharmaceuticals and health insurances that are feeding off of this nation's sweat and hard work for so long, yes it is related to free education. But it is the least related to racism alone. We are barking on a wrong tree.  To eliminate deep rooted problems, you can not push aside people who wanted real change. Rallying on racial injustice is good but if we are not being responsive to the calls of comprehensive change on many fronts in this country that would certainly help the unprivileged the most, we are not going to accomplish anything.