Wednesday, June 1, 2022

Slut (altyazı: Sürtük)


Sürtük: genellikle aşırı geçimsizler arasında veya sokak kavgalarında kızgınlığın en son patlama noktasında sarfedilen bir aşağılama sıfatı. Orda burda düşüp kalkan, pespaye, bazen orospu yerine de kullanılır. Ecnebi filmlerinde de sıkça rastlanan bir aşağılama şeklidir.

Sürtük pek ne olacağına kafa yormadan hareket eder. Yani yakıştıranın ithaf ettiği mana doğruysa sürtüğün böyle hareket etmesi gerekir.

Peki ima edildiği gibi bu bozuk ve rezil düzeni kabul etmek istemeyen biz ‘sürtükler’ in bu yakıştırmaya nasıl karşılık vermesi gerekir ? İşte esas konuşmamız gereken bize neden öyle dendiği değil, o kavgada bir sonraki hamlemiz ne olacak işte biz ‘sürtüklerin’ bunları konuşması lazım.

Plansızız, en büyük eksiğimiz de bu. Bilenen adam üç hamle ötesini düşünerek, olası farklı karşı hamlelerde ne yapması gerektiğini önceden düşünerek girdiği uğraşları kazanır. 

Telgraf üstünde günlerce uyumadan onlarca kahve ve sigarayla ayakta kalmak için insan üstü bir çabayla en küçük birimin dahi ne yapması gerektiğini planlayan adamdır sürtüklerin örnek alması gereken. Başka türlü şeriata karşı gelemezsiniz. Kafanızı dahi alır. 

Bir bakın sürtüklerin karşısındaki Taliban kafalı cihatcı kifayetsizlere: Ebu Bekir, Mevlüt, Nebati, Bekir, Sülü, El-tayyib, Ibraham, Fahirettin, vesaire.

Peki beri yanda bu milletin sürtüklerinin bel bağladıklarının en önünde durana (tıkayana) bir bakalım:
Bay Kemal Kılıçdaroğlu.

Adaletsizliklere kızdı adalet yürüyüşü yaptı. Bayağı sağlıklı bir yürüyüş süreci sonrasındaki hamleyi merakla bekledik. Üstünden yıllar geçti ama daha da kötüleşmiş adalet düzeni can yakmaya devam ederken o zamandan beri hiç bir hamle göremedik.

Elektrik faturasına kızdı faturasını ödemedi, elektriğini kestiler. Bekledik bu nereye varacak, bir sonraki hamlesi ne idi diye. Sonrasında değişen bir şey olmadı: millet sektirmeden artan elektrik faturalarını el-mecbur ödemeye devam ediyor.

Kaftancıoğlu’na verilen cezaya kızdı, tüm milletvekillerini İstanbul’a çağırdı. Bekledik sonraki hamlesini görmek için, yine fos çıktı. O ceza verilmeden bir gövde gösterisi yapmak aklından geçmiş midir - hiç zannetmiyorum.

Ansızın Sadat’ın önüne gitti. İfşa ettiğini bizim ‘sürtük’ kanallarımız ballandıra ballandıra anlattı. Sadat’a karşı sonraki hamlesini ben hala merakla bekliyorum. 

Yeni Kapıda şakşakçılık, tesettürlü bacıma rozet takmak, ve en berbatı ve kimsenin bir gün dahi orada görmeye tahammül etmemesi gereken Ekmel garabetini dayatmış Kılıçdaroğlu’nun karnesindeki kırıkları saymakla bitmez.

Bu plansız ve öngörüşsüzlüğe bel bağlamış biz ‘sürtükler’ 
aslında bir hayal ortamındayız. Hep denenmişle farklı bir sonuç beklemek aptallığı içindeyiz. 

Dirayetli bir liderle sayısal gücümüzü dirence dönüştürmeyi ve bu sultanlık rejimine dur diyebilecek planlı hamleleri yapabilecek niceleri varken yeter ki yıllardır önümüzü kesen o takozu bir kenara atabilecek sağduyuyu gösterebilelim. 

Maalesef biz sürtükler bu hayal dünyasından silkinmek zorundayız. Sizi gidi camide bira içen, tesettürlü bacıma pandik atan sürtükler sizi.





Thursday, September 2, 2021

10010001

Darwin’in “Origin of Species” kitabından alıntıları Dennet’in hafif filozofik ‘Bacteria from Bach to back’ kitabında okurken uzun zamandır farkettiğim ama bir türlü düşünsel olarak öteleyemediğim bir tez kafamda daha iyi belirginleşti. İnsanların bir kaç yüzyıl önceden beridir uzun ve bağlantılı cümlelerle kendilerini ifade ettiklerini görüyoruz. Fikri gerektiği  gibi niteleyip, okuyanı aynı his ve algı moduna sokmayı başaran bu eski yazılar, İkinci Dünya savaşı sonunda adeta yok oluyor, yerini hızla kısa cümlelere basit betimlemelere bırakan düşün yazıları,  kitaplar görüyoruz. Hatta bu kısa cümleler içinde seçilen bir kaç kelime algı için yeterli olarak görülüyor. Sound bite dediğimiz türden bir evrilme birçok şeyin otomatize olduğu günümüzde çok yanlış da karşılanmıyor, aksiyon için en kısa yol seçiliyor, belki eskisinden daha değerli bir zaman mefhumu var.  Düşünmeye zaman yok, otomatize olan beyinlerin fazla laga lugaya tahammülü de yok. Gazeteler ve internet sayfaları için biçilmiş kaftan,  hele de kendini reis zanneden politikacılar için muhteşem. Okumayı reddeden veya tererruatlı okumayı minimize eden, algıyı yeknesaklıyan, kelimeleri dahi kısaltarak düşünceleri daha basit kodlarla sadece textleşen nesiller var artık. Onlar mektup yazamıyor, ama konuşmaktan hızlı text yazıyorlar. Bir derinlik aranmıyor, hatta detaylı ve betimlemeli ifadeler afarozlanıyor, kısa iletişim teşfik ediliyor. 

Düşünceye ambargo koyan bu zihniyet byte’larla ölçüyor iletişimi; fazla yazarsan ceza az yazarsan mükafat. Bilgisayar çağının çocukları Darwin’in konuşma şeklini anlamayı burakın, ikinci birleşik cümleye kadar dahi dikkatlerini toplayamıyorlar. Kısa bilgiler, güdük anlama kapasitesi, güya maksimize edilmiş zaman.

Yine Darwin’e dönersek mevcudiyetini devam ettiren cinsler güçlü oldukları için değil ancak değişine ayak uydurdukları için hayatta kalabilirler. Öyleyse ben bu kalitesizliğe ayak uydurmak zorundayım yoksa neslim tükenecek gibi bir yaklaşım aslında Darwinist bir çıkarım. Thomas Jefferson’ın kullandığı anlatım dili yok artık. Çünkü ifade dilinde evrilme sıfır ve bire doğru gidiyor, sadece bu iki sayıyla kısa kısa kodlarla konuşup anlaşacağız, Sheakespeare gibi yazan biri olmadığı gibi ileride onu dahi okumak isteyen insan cinsi de yok olacak. Dil ve fikirlerin ifade edilmesi son 50 bin yıl içinde olagelmiş ve birbirini anlayan insanlar bu şekilde büyük medeniyetler kurabilmişler. Dil organı da evrimleşiyor, hersey gibi. Bu gittiği yolu ben hiç beğenmiyorum, ancak akıntıya karşı da kürek çekilemeyeceğini biliyorum.

İleride size ne olacağını söyleyebilirim. Veri dizileri tekrarlanma olasılığı yıksek kurallarla hayatlarımızı yönetecek. Mesela bir kart sizi ve yaptıklarınızı tanıtmaya yetecek; kahve aldıktan sonra ne yapacağınızı bilen algoritmalar size indirim kuponu yollayıp bir sonraki durakta sizi başka bir vendora yönlendirecek, ki bunlar bugün dahi oluyor.

Ben şahsen nesli tıkenmiş bir fil olarak kalmayı bu züppeliğe tercih ediyorum, en azından gittiği yere kadar direneceğim.